Bu iki kavram yan yana geldiğinde çoğumuzun zihni ister istemez cinselliğe kayıyor; zaten bu yazı da tam olarak bu noktada duruyor. Malumunuz ki cinselliğin cazibesi ve ticari gücü yadsınamaz. İnternetin ilk yaygınlaştığı yıllarda “bilgiye erişimin özgürleşmesi” büyük bir vaat olarak sunulurken, gerçekte internet trafiğinin önemli bir bölümünün özellikle de o ilk yıllarda “adult” içeriklerden oluştuğu kısa sürede ortaya çıkmıştı. Bugün yapay zekâ ile görsel ve video üretiminin bu denli kolaylaştığı bir dünyada bunun tersini düşünmek de safça olur.
Yakın gelecekte robotların, özellikle de insansı robotların hayatımızda daha görünür hâle geleceği artık tartışma konusu değil. Bu robotların seks işçisi olarak kullanılacak olması da öyle. Bu senaryo, abartılı bir bilim kurgu tahmini olmaktan çoktan çıktı.
Asıl soru şu: Böyle bir “sex robotu” tasarlasaydık, ona duyguları ekler miydik? Daha açık sorarsak, robotunuz günümüz yapay zekâ sistemleri gibi yalnızca hesaplanmış tepkiler mi vermeli, yoksa sensörler aracılığıyla “gerçek” acı ve zevki deneyimlemeli mi? Ve bir müşteri olarak hangisi sizin için daha cazip olurdu?
Bu noktada felsefi bir soru kaçınılmaz olarak karşımıza çıkıyor: Bir insanın hissettiği acı ve zevk ile bir robotun hissettiği acı ve zevk aynı şey midir? Ve bundan nasıl emin olabiliriz? Sabah elimi yaktığımda hissettiğim acıyı hâlâ hissediyor iken, yarın tekrar çay taşımam gerektiğinde tepsi alıp almamaya nasıl karar vereceğim? Acı, acı eşiği ve bu deneyimden çıkardığımız dersler biz insanoğlu için son derece değişken ve belirsizdir. Bir robota “acıyorsa yapma” demek ya da “acıyorsa kendini kapat” komutunu vermek oldukça düz bir algoritmik bakış olur. Oysa insan için bu süreç hiçbir zaman bu kadar net değildir; özellikle acı düşük seviyelerdeyse. (Dişiniz ağrıdığında aksine dilinizi buradan çekememeniz ise bir robota anlatabileceğimiz bir durum değil gibi)
Mad Max gibi ileri gelecekte geçen filmler genellikle sefalet, çöl ve yoklukla doludur. İnsanların robotlarla birlikte yaşadığı bu dünyalarda robotlar dövüştürülür, savaştırılır, parçalanır. Makinaların birbirini parçalaması ehr ne kadar şiddet içerikli olsa da “Eee ne var bunda?” diyebileceğimiz bir durum. Peki ya robot acıyı hissediyorsa? “Onların acı eşiği farklı” ya da “nasıl olsa kendini kapatır” gibi savunmalarla, acı hisseden varlıkları bir arenada birbirine kırdırmak ahlaki olarak ne kadar savunulabilir? Karşımızda acı çeken bir varlık varken buna devam etmek bizi nereye koyar? Acı biyolojik olmak zorunda mı ki insanlardaki mekanizmada bir nevi bir elektirik akımı ve sensör tabanlı bir yapı içermiyor mu?
Eski Roma’daki gladyatör gösterilerine ya da bir sadistin uyguladığı sapıklığa tepkimiz şimdiki medeniyet seviyesinde ne kadar da değişti değil mi? Hakikaten değişti mi? Gazze’den Irak’a, Suriye’den Nijerya’ya kadar onlarca bölgede yaşanan acılar, tüm dünyanın gözü önünde sürüyor. Bu tablo, insanlığın ahlak anlayışına ne kadar güvenebileceğimiz sorusunu da beraberinde getiriyor. Yani biz daha insanların acı çekmesine karşı duramazken kaldı ki hayvan haklarını daha konuşamazken bir de robot haklarını mı düşüneceğiz?
“No means No.” Hepizim hatırladık umarım. Bu cümle artık kolektif bilincimizin bir parçası. Yazımın başında haz ve acı demiştik, bu da cinsellik çağrışımı yapmıştı. Tamam biraz acı bu işin bir parçası. Peki karşımızdaki bir robot olduğunda da aynı ilke geçerli mi, “No Means No” mu? Müşteri yeterince ödeme yaparsa, yazılımdan “NO”yu silmek mümkün olacak mı? Ve bunu kim, nasıl denetleyecek? Üstelik bu sorular yeni soruları da beraberinde getiriyor:
- Robotlar hissedebilsin ama gerekirse bu hisleri kapatsınlar mı? Bu, yapılanı ahlaki hâle getirir mi? Nasıl olsa hissetmiyor demek aksine bu tür sapıklıkları daha da arttırmaz mı?
- Kapatmasınlar ama durumu raporlasınlar mı? O zaman mahremiyet ne olacak?
- Karşı koyabilsinler mi? Bu bizi Terminator senaryolarına ne kadar yaklaştırır?
- Ve en önemlisi: Bu sistemler pedofili ya da sadizm gibi eğilimleri meşrulaştıran bir araca dönüşebilir mi? Epstein vakasında gördüğümüz gibi, paranın gücüyle sınırların aşıldığı bir dünyada “en azından robotlarla yapılsın” demek gerçekten medeni bir çözüm mü?
Son olarak belki de en zor soruya geliyoruz: Robotlara hissetme ve empati kazandırdığımızda, onları bizden ayıran şey ne olacak? Kendilerini bizden ayırabilecekler mi? Bir gün fişlerini çekmek istediğimizde, yaşamaya tutunan her canlı gibi onlar da direnirse, o an robot olmaktan çıkmış mı olacaklar?
Ben robot ve AI teknolojileri konusunda iki çekincem var:
- Silah olarak kullanılmaları ki bu kaçınılmaz.
- Sex başlığı ile başlayıp giderek daha insanlaşmaları ki bu da kaçınılmaz.